2 Fısıltı Kor

Yatağının üzerinde, önünde iletişim gereci, başını onun dizine yastlar gibi, uzanmış koluna diz taklidi yaptırırken... Arkada daha biraz önce onun ruhundan geçmiş tınılar, saatlerce çalar çalar çalar, taa ki üzüntüsü, ıslak gözlerini yora yora kapatana, uyuyana kadar... Uykuya dalmadan hemen önce;

- Ne yaptın şimdi sen Allah aşkına?
- Kahretsin! Bilmiyorum!
- Ya yine aynı şeyi yaptın!
- Evet! Yapmak zorundayım, zorundayım! Ona dokunuyorum, onu yakıyorum!
- Neden? Neden yapmak zorundasın... Yalnızca akıversene onun ruhuna, aka aka doldursana onu da, neden sorguluyorsun bu güzelliği... Güzelsiniz işte ikiniz de, güzelsiniz... Neden karıştırıyorsun ardını...
- Tutamıyorum kendimi, dayanamıyorum artık
- Kim söyledi bunun kısa ve kolay bir yol olduğunu? Bunu bilerek yürümüyor muydun zaten?
- Evet ama çok güçsüz düştüm! Ona bu kadar yakınken, aynı zamanda bu kadar uzak olmaya dayanamıyorum... Seviyorum diyorum!

Gerecin üzeri ıslanır. Yarım yamalak siler üzerini, sonra da gözlerinin altını... Ordaymış gibi izler fotoğraflarını...

- Çok istiyorum! Çok!
- Fazla istiyorsun!
- Biliyorum, kahretsin biliyorum, tutamıyorum kendimi...
- Hadi uyu artık, erken kalkacaksın
- İstemiyorum, uyutamıyorum kendimi! Bu aptal, ne yapacağını bilemez halime dayanamıyorum, ölüyor ruhum, büyüye büyüye ölüyor
- Her şey çok güzel olacak, hadi ört üstünü
- Bana rağmen mi, bu kadar fazlama rağmen mi? Olacak mıyız? Olabilecek miyiz? Bu fazlalığım taşmayacak mı? Taşınca ortalığı şimdiki gibi sel almayacak mı, boğmayacak mı ikimizi de, yakmayacak mı selin buz gibi soğuk suları tenimizi?
- Yakacak.
- Sadece onu istiyorum ben. Başka bir şey istemiyorum! Biri bana bir yol göstersin, saçmalamalarımın önünde dursun. Onun elini tuttuğum, sarıldığım, kokladığım, doya doya koklayabildiğim ana ulaşan yolun haritasını versin! Nereden gitmeliyim, nerden?

Bazen fazlası yakarmış sevginin... Yanıp bitmesin diye kor kor bırakırlarmış ateşi, kor kor kırmızı kırmızı kalmalıymış... Tekrar alevleneceği zamanı beklermiş ateş, tekrar körükleneceği zamanı. Ateş olup, yakı yakıvermeden ısıtmak, sıcacık etmek ne de zormuş...

* * *

2 yorum:

hiç kimse ve hiç bişey hakkında hiç bişeyler dedi ki...

bişeyleri çok istiyorsan eğer ya da aynı anda çok bişeyler istiyorsan ve bir şey kelimesindeki şey tdk'ya göre ayrı yazılmasına rağmen ısrar bitişik yazıyorsan tüm dil kurallarına ölesiye dikkat etmene rağmen ve istediğin şeyi elde etmene rağmen hala bişeyler eksikse ve tam anlamıyla mutlu değilsen eğer; elindekini de kaybedip sonrasında yaşamakta olduğun hayat senin değilmişçesine hissedebiliyor ve sonsuz ve bitmek bilmeyen gecelerde kendin ve susmak bilmeyen beyninin içindeki sesle mücadele etmek zorunda kalabiliyorsun.. işte karşınızda ben! umarım sen kaybetmezsin elindekini, karşındakini ısıtır ama yakmazsın..

Sevgiler
Çilek

Karnımdaki Terbiyesiz Fısıltılar dedi ki...

Kendi içindeki bu karşıtlıkları ve hepsinin bir yerde, içinde barınmak zorunda olması hissini çok iyi anlıyorum.

Kusmak istiyorum hepsini, hepsini... Gerçi burda yaptığım da biraz o zaten.