2 Fısıltı 100?

Uçuyordu afet şehrin üzerinde. Görüyordu en ücra köşelerini, öyle güzeldi ki... Uçuyordu ve tekrar hayran oluyordu.

- Ne kadar azmış oysa
- Ne?
- Büyütüyor insan değil mi... Büyütüyor, en güzel yapıyor farketmeden.
- Neden bahsediyorsun?
- Bazen istediğini alırsın ama ihtiyacın olan değildir ya, ondan bahsediyorum.
- Hmm... Yine aynı yerdesin sen
- Daha büyük olduğunu zannetmiştim...
- Değil işte, kabullen artık
- Büyüsün, büyütmek istiyorum, aşkımı görmek istiyorum onda, sevişimi görmek istiyorum
- Bu kuş kadar halinle hiçbir şeyi büyütemezsin sen
- Teşekkür ederim!!
- Ruhun kuş kadar kaldı, yetmez kahramanlıklara... Maalesef ama öyle... Ateşli ateşli öpüşmeye devam et sen, elindeki bu, aslında hiç de fena değil, ha? Ne dersin?

Şehir öyle uzak dururken, birden, haşin bir şekilde çekti telefon direklerinin telleriyle kendisine. Öyle bir bastırdı ki böğrüne... Bu kadar yakınken, bu kadar içindeyken şehrin, hiçbir şey beklediği kadar güzel değildi. Nostaljik bir güzellik ararken en zamanın ötesinde binalarıyla karşılaştı, çılgınlar gibi öpüşürken şehirle... Sevmedi ki o postmoderni hiç... "Ne kadar azmış oysa" diye mırıldandı sonra...

3000

100

?

* * *

2 yorum:

si-men! dedi ki...

aşk, sevmek kör ediyor bir şekilde,
sana önceden de söylemiştim "insan zihni boşluklara doldurmaya meyillidir" diye

kafanda bir dünya yarattın
sonra o dünya o kadar güzeldi ki kendi yarattığın dünyada kayboldun. gerçekmişçesine inandın.

nasıl bir anda olabildi bilmiyorum, ama uyandın ve şimdi 100.
yine de umut hep vardır sen de bilirsin, o hala 3000 olabilir.

Karnımdaki Terbiyesiz Fısıltılar dedi ki...

Umut hiç bitmez ki...