7 Fısıltı Müteahhit

Mikrodalgadaki hazır yemeğin ısındığını haykıran sinyal öter. Duymaz sanki. Duyar ama kımıldamaz. Kımıldamak zor gelir, masanın üzerine dayalı dirseğinden yukarı çıkan kolunun sonundaki, çenesine dayanan elindeki parmaklar, yanağına ardışık noktalar koyar, koyar, koyar... Zaman geçer, geçer, geçer...

- Bir sürü şey yapmam gerek ama bak ben burda oturuyorum
- Bir sürü şey yapman gerektiğini bildiğin halde oturuyorsun öylece. Bilmesen, her birini yapamayacak biri olsan anlarım ama şu atıl halini hiçbir şekilde açıklayamazsın bana
- Doydum
- Ne yaşadın ki daha?
- Ne yaşayabilirim ki daha?
- Saçmalıyorsun
- Hadi bi' düşün, bunca yıldır benimle birliktesin, ne kaldı yaşayacağım? Sevdim, sevildim, özledim, kavuşamadım, acı çektim, aldım, aldım, aldım, seviştim, öpüştüm, gülümsedim, ağladım, ağlattım, kahkaha patlattım, onca doluyken ağlayamadım, kanadım, kanattım, öldüm, öldürdüm, terkedildim, terkettim, aldım, aldım, aldım...
- Tamam yeter tamam... Böyle konuştuğuna inanamıyorum. Her şeyin bu kadar basit olduğuna inandığını düşünmüyorum, kusura bakma
- Aynen öyle, gayet basit. Her şeyi hissettim artık ve yaşlandım. Hatta öldüm ben. Bak, öyle hareketsizim ki... Bu genç yaşımda saçlarıma hislerin beyazlığı düştü, daha boyatmadan bile beyazları yokken...
- Böylesi zor geliyor, onun için kendini sıkıştırıyorsun kendinle değil mi? Zor olsun istiyorsun. Zor gelsin hayat sana. Zor gelsin ki bir bahanen daha olsun öylecene hareketsiz kalabilmen için
- Neden hareketsiz kalmak isteyeyim ki
- Seçimlerle karşılaşmamak için
- Ne seçimi?
- Hayat... Hayatı başka ne zannediyorsun ki... Bu güne kadar ismini, seni, ruhunu inşaa eden seçtiklerin olmadı mı? Seçemiyorum ki deme bana! Gayet seçebildin işte bu güne kadar.
- Evet işte, bu ana kadar adımı inşaa ettim ve bitti... Artık daha bir tuğla daha koyamam
- Ev öylece dursun diye yapılmaz, içinde yaşansın diye yapılır. Müteahhit misin sen!
- Doydum diyorum, hiçbir şey istemiyorum, istemek istiyorum ama yok... Hani ne isteyeyim?
- Bir yola sap, farklı bir yola... Daha önce hiç sapmadığın bir yola. Bakalım o zaman da emin olabilecek misin öldüğünden.
- Tüm yollar aynı ki, hepsinden geçtim ki...
- Lora rennt'i izledin mi sen?
- Hayır?
- O zaman izle. Hiçbir yol, hiçbir zaman aynı değildir. Aynı yola 5 saniye sonra girdiğinde bile değişecek o yol! Bana her şeyin aynılığından bahsetme, aklını kullanmamak için kendini zorlama, öyle akıllısın ki aslında... Bak beni büyütüyorsun içinde... Bunları söyletiyorsun bana...
- İyi iyi, sus... Böyle bıdı bıdı konuşacağına, işe yararsan da şu mikrodalgadakini alıp gelsen...

* * *

7 yorum:

onlardanbiri dedi ki...

insanoğlunun trajedi kaynağı özgürlük..
ben müteahhitim.

hiç kimse ve hiç bişey hakkında hiç bişeyler dedi ki...

her birinde yine yeniden farklı hissiyatlar.
kelimeler yetersiz sadece 'acı, hüzün, yalnızlık, gözyaşı' vs.. bunlar torba ya da çuval gibi, her seferinde baştan boşaltıp gelenle içine farklı şeyler kouyuyoruz, ya da ben öyle inanıyorum.. acı aynı acı olmuyor hepsinde, sevişmek aynı sevişmek, özlemek aynı özlemek, istemek aynı istemek olmuyor.. farklı farklı ama aynı kelime altında topluyoruz sadece..
mesela ben sana 'çay' desem aklına bir çay gelecek ama sorarım sevgili yazar o çay sallama çay mı, demleme çay mı, kaçak çay mı, bayat çay mı, earl grey mi, haşlama mı, kokulusundan mı.. hepsinden aynı tadı mı alırsın? ama işte, adı çay..


dolayısıyla kimse herşeyi yaşamış olamaz, hiç kimse..

en iisi mi sen devam et tuğla koymaya, ben mikrodalgadakini getiririm ;)

Karnımdaki Terbiyesiz Fısıltılar dedi ki...

H.K.V.H.B.K.H.B: Ne güzel dedin.

si-men! dedi ki...

sen ya da hiçbirimiz bütün hisleri bilerek gelmedik ki dünyaya,
ne varsa yaşadıkça gördük, ve hayat uzun bir süreç olduğu sürece de görmeye devam edeceğiz bu aşikar. o yüzden genç yaşlarda oturup ahkam kesmek, yok işte yaşayacak bir şeyim yok filan yersizdir. Benim her şeyi yaşadığını yaşayan bir arkadaşım kız arkadaşının annesine aşık olduğunda anlamıştı hayatın her yanını görmenin imkansız olduğunu. Sen de söyleme, ama kendine bahaneler bulmak istiyorsan hareketsiz kalmak için buyur yol senindir. Yine de hareketlen canlan, biri can yakar akılda kalır ama zamanı gelince güler geçersin. 3000 100 olsa bile

joleneda dedi ki...

nedense bu yazıyı bir kez okumak yetmedi bana, tekrar tekrar okudum. favorim bu oldu sanırım.

Karnımdaki Terbiyesiz Fısıltılar dedi ki...

Keşke ben de tekrar, aynısını yazmak için yanıp tutuşabileceğim bir yazı yazabilsem. Mutlu bir yazı. O yazı...

Korkuyorum yazdıklarımdan. Tekrar aynısını yazmaktan korkuyorum. Aynısını yaşamaktan korkuyorum.

H2O2 dedi ki...

Kalas bir yaklasim olacak ama adamlar gorelilik teoresini bosuna uretmedi. Zaman sonsuz akar ve her an (aslinda an bile icermez zaman, o kadar akar yani, an bile yoktur, an bile bir araliktir) degisir. Su yazdigim klavye bile daha farkliydi azicik once.